Hz. Enes (radıyallahu anh)‘tan rivayet edilen hadiste:
Bir sefere çıktıklarında, aralarındaki bazı sahabiler oruç tutuyordu, bazıları ise oruç tutmuyordu.
Sıcak bir günde konakladıkları zaman, oruç tutanlar zorlanıp yorgun düştü.
Oruç tutmayanlar ise rahatça çadırlarını kurdular ve hayvanları suladılar.
Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu:
“Bugün sevabı oruçsuzlar kazandı!” (Şeyhân, Nesâi)
Bu hadis, oruç tutmanın insanı zorlamaması gerektiğini ve bazen daha önemli işler için oruçtan feragat etmenin
doğru olabileceğini anlatıyor.
Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir seferde, etrafında insanlar toplanmış olan bir adamı gördü ve ona gölge yapılıyordu. “Nesi var?” diye sordu.
Onlar, “Oruçlu biri!” dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu:“Seferde oruç birr (Allah’ı memnun edecek dindarlık) değildir!” (Tirmizi hariç)
Burada, Resûlullah (s.a.v.), seferde oruç tutmanın zorlayıcı bir iş olabileceğini ve bazen bu ruhsatın kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Îbn Abbas (r.anhûmâ)‘dan rivayet edilen bir hadis:
“Hz. Peygamber, Ramazan ayında Mekke’nin fethine çıktı. Kedid’e varıncaya kadar oruç tuttu. Orada kendisi de orucunu bozdu, insanlar da oruçlarını bozdular.” (Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali)
Bu hadis, oruç tutmanın feragat edilebilecek bir ibadet olduğunu ve şartlar ne olursa olsun Allah’ın ruhsatını kabul etmenin önemli olduğunu gösteriyor.
Hamza ibni Amr el-Eslemi‘nin sorusu:
Hamza ibni Amr, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a seferde oruç tutmanın hükmünü sordu. Resûlullah (s.a.v) ona şöyle cevap verdi:
“Bu, Allah’ın tanıdığı bir kolaylıktır (ruhsat). Kim bu ruhsata göre hareket ederse iyi bir iş yapmış olur; kim de oruç tutmak isterse kendisine bir günahı olmaz.”(Müslim, Sıyâm: 103)
Burada, seferde oruç tutmanın bir ruhsat olduğu ve oruç tutmayanın günah işlemediği ifade edilmektedir.
Hz. Enes (radıyallahu anh) bir başka hadisinde şunu anlatıyor:
“Biz Resûlullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem ile beraber (seferde) idik. Bir kısmımız oruçlu, bir kısmımız oruçsuz idi. Ne oruçlu oruçsuzu ayıplıyor, ne de oruçsuz oruçluyu kınıyordu.” (Buhari, Savm: 37; Müslim, Sıyâm: 98; Muvatta: 23)
Bu hadis, oruç tutanlarla tutmayanlar arasında hiçbir ayrım yapılmadığını, herkesin birbirine karşı saygılı olduğunu gösteriyor.
Seferde oruç tutmak hakkında diğer hadisler:
“Yolculukta oruç tutmak iyi bir şey değildir.” (Buhari, Savm: 33; Müslim, Sıyâm: 103; Muvatta, Siyâm: 24; Tirmizî, Savm: 19; Ebu Dâvud, Savm: 42)
Bu hadis, seferde oruç tutmanın zorlayıcı olabileceğini ve bazen oruçtan feragat edilmesinin daha uygun olacağını ifade eder.
Sonuç:
Oruç, Ramazan’ın farzlarından biri olup, sağlıklı bir insanın tutması gereken önemli bir ibadettir. Ancak seferde olmak, oruç tutan kişinin fiziksel olarak zorlanması gibi durumlar, Allah’ın ruhsatını kullanarak oruç bozulabilir.
Resûlullah (s.a.v), seferde oruç tutmanın bazen gereksiz bir zorluk oluşturabileceğini ve oruç tutmayanların da doğru bir yolda olduklarını belirtmiştir.
Oruç tutmak, her zaman bir ibadet olarak güzel ve değerli bir şeydir, fakat şartlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Allah’a yakınlaşmak için oruç tutan, Allah’ın izin verdiği zamanlarda orucunu bozan da aynı şekilde ödüllendirilir.