Sabır, Sevgi ve Hidayet

Selamun aleykum….

Bazen insan en çok sevdikleriyle imtihan olur.

Aynı evde yaşadığı, aynı sofraya oturduğu, aynı kanı taşıdığı insanlarla…

Kalbin  heyecanla doluyken, yanı başındaki bir kalbin hâlâ heyecansiz  olduğunu görmek ağır gelir.

İçten içe sorular başlar: “Nerede yanlış yaptım?”, “Daha ne yapabilirim?”, “Neden anlamıyor?”

İşte tam bu noktada Dinimiz, bize sabrı, merhameti ve teslimiyeti öğretir.

Îslam’da sabır, azim ve güzel ahlak, sadece bireysel ibadetlerin değil, insanlarla kurulan ilişkilerin de temelini oluşturur.

Özellikle aile içinde iman etmeyen demiyelim  ibadetlerini   yapmayan  birinin varlığı, insanın kalbinde büyük bir imtihan sebebi olur.

Böyle zamanlarda kişi ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemeyebilir.

Ancak Kur’an ve peygamberlerin hayatları, bu konuda bize son derece açık ve yol gösterici örnekler sunar.

Kur’an’da, “Allah dilediğini hidayete erdirir, dilediğini de sapıklıkta bırakır” buyurulur.

Bu ayet, hidayetin Allah’ın elinde olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.

Fakat bu gerçek, bizim sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz.

Aksine, bize düşenin sonucu zorlamak değil; sabırla, sevgiyle ve güzel ahlakla doğruyu temsil etmek olduğunu öğretir.

Çünkü hidayet bizim elimizde değildir.

Kalpler Allah’ın elindedir.

Biz sadece anlatırız, örnek oluruz, dua ederiz.

Sonrası Allah’a aittir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bile, hidayetin yalnızca Allah’tan geldiğini bildiği hâlde, tebliğden ve güzel dilden asla vazgeçmemiştir.

Peygamberler bile bu gerçeği yaşayarak öğrendi.

Hz. İbrahim (a.s.), putlara secde eden babasına “Babacığım” diye seslendi.

Kırmadan, dökmeden, incitmeden anlattı.

Sonuç değişmedi; babası iman etmedi.

Fakat Hz. İbrahim, görevini edep ve sabırla yerine getirdi.

Bu bize şunu öğretir: Bizim vazifemiz sonuç değil, güzel duruştur.

Babası iman etmedi ama

Hz. İbrahim edebinden, sevgisinden ve saygısından vazgeçmedi.

Çünkü hakikat, kaba bir dille taşınmaz.

Hz. Nuh (a.s.)’ın oğluyla olan imtihanı da yüreği titreten bir örnektir.

Tufan yaklaşırken oğluna defalarca seslendi, gemiye binmesi için yalvardı.

Ne sert davrandı ne de ümitsizliğe kapıldı.

Hz. Nuh (a.s.), tufan yaklaşırken oğluna seslendi.

Bir peygamber değil, bir baba gibi… “Gel oğlum, bizimle ol.” Oğlunun inkârı karşısında öfkelenmedi.

Kalbi paramparça olsa da, dilinden merhamet eksilmedi.

Sonuç acıydı ama duruş tertemizdi.

Ama Hz. Nuh, bir baba olarak sevgisini ve şefkatini son ana kadar korudu.

Bu örnek, en yakınımız bile olsa, hidayeti zorla veremeyeceğimizi; ama merhameti asla terk etmememiz gerektiğini gösterir.

Bize düşen de budur: Sonuca değil, duruşa odaklanmak.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), amcası Ebu Talip’i çok sevdi.

Onun korumasıyla büyüdü, onun desteğiyle ayakta kaldı.

Son nefesinde bile ümidini kaybetmedi. “Bir kelime söyle, senin için şahitlik edeyim” dedi.

Ama o kelime gelmedi.

Efendimiz (s.a.v.) üzüldü, hem de çok üzüldü.

O yıl “Hüzün Yılı” oldu.

Demek ki iman anlatan insan üzülür… Ama yine de sevgisinden vazgeçmez.

Hz. Musa (a.s.) ve Firavun kıssası da çok çarpıcıdır.

Firavun, zulmün sembolüydü.

Buna rağmen AllahC.C  Hz. Musa’ya “Ona yumuşak söz söyleyin” diye emretti.

Zulmeden birine bile güzel sözle hitap edilmesi, İslam ahlakının ne kadar yüksek bir mertebede olduğunu gösterir.

Öfke, nefret ve hakaret, hakikati anlatmanın yolu değildir.

Ne yazık ki biz, evlatlarımıza karşı çok çabuk ve sert davranabiliyoruz.

Hemen kızıyor, azar işitiyor, baskı kuruyor ve sınavlar karşısında onları zorlayabiliyoruz.

Bu örnekleri çoğu zaman fark etmeden gözden kaçırıyoruz.

Evlatlarımızı dış görünüşleri yüzünden eleştirmek, kızmak ya da onları yargılamak doğru değildir.

Kızımız tesettürü güzel yapmadı diye azarlamak, oğlumuz sakal bırakmadı diye kızmak,

onların gönüllerine  dokunmak yerine aramıza mesafe koyar.

Evlatlarımızın küçük eksiklikleri, gördüğümüz hatalar aslında büyük bir dersin içinde kaybolup gidiyor.

Tesettür, sakal  vb bunlar ayrıntılar. 

Derinlerdeki  sorunlar  çok daha büyük.

Ne yazık ki çoğu zaman öfke, acelecilik ve eleştiri ile yaklaşıyoruz.

Önce kendi nefsime bu sözler …

Çocuklarımızı anlamak, sabırla dinlemek ve güzel sözle yol göstermek, gerçek sevgi ve eğitimdir.

Unutmayalım ki, çocuklarımız bizim birer emanetimizdir.

Onlara sevgi, anlayış ve sabırla yaklaşmak, onları doğru yola sevk etmenin en güzel yoludur.

Öfke ve eleştiri, rehberlik değildir; güzel söz ve şefkat, kalplerine dokunan gerçek bir öğretmendir.

Tüm bu örnekler bize şunu açıkça gösteriyor: İslam’da kimseye etiket yapıştırmak, insanları dışlamak,

küçümsemek yoktur.

Bir insan namaz kılmıyor diye, imanında eksiklik var diye, onu hor görmek bizim haddimiz değildir.

Çünkü sertlik kalpleri kapatır, merhamet ise kapıları aralar.

Biz bazen en yakınımıza, en uzağımızdakinden daha sert davranıyoruz.

Oysa İslam, kalpleri kazanmaya gelmiştir.

Kimseye etiket yapıştırmak bizim işimiz değildir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalktı. “O da bir insan değil miydi?” buyurdu.

Bu söz, insanın değerinin  öncelik  insanlık olduğunu hatırlatır.

Namaz kılmıyor diye, zayıf diye, uzak diye kimseyi itmek yok bu dinde.

Ve Gazze…

Bugün dünyanın vicdanını titreten yer…

Gazze’de insanlar sadece bombalarla değil, acıyla, kayıpla, yoklukla imtihan ediliyor.

Ama orada bir şey var ki, dünyayı sarsıyor: Teslimiyet.

Çocukların dudaklarında dua, annelerin gözlerinde sabır, babaların yıkık omuzlarında tevekkül var.

İnsanlar silahlarıyla değil, imanlarıyla ayakta duruyor.

İşte bu duruş, dünyanın dört bir yanında kalpleri harekete geçirdi.

İnsanlar “Bu insanlar neye inanıyor?” diye sormaya başladı.

Binlerce kisinin  müslüman  oldugunu   biliyoruz ….

Çünkü o sabır, o vakar, o teslimiyet; kitaplardan öğrenilecek bir şey değildi.

Yaşanıyordu.

Ve İslam, en güçlü tebliğini yine ahlakla yaptı Gazze’de

Îslam’ın en güçlü örneklerinden biri de Hz. Ömer (r.a.)’dir.

İslam’dan önce, Hz. Ömer (r.a.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e karşı çok sert bir tavır sergileyen, hatta İslam’ı kabul etmeyen biriydi.

Ancak, bir gün, İslam’ın hakikatini ve güzelliklerini gördüğünde, kalbi değişti.

O, İslam’ı kabul ettikten sonra sadece kendisi değişmekle kalmadı, İslam’a olan katkılarıyla, adaletin ve doğruyu savunmanın simgesi haline geldi.

İslam’dan önce, Hz. Ömer (r.a.) belki de en sert düşmanlarından biriydi, ancak İslam’a girdikten sonra, İslam’ın en güçlü savunucularından biri oldu.

Bu, bize çok büyük bir ders veriyor: İnsanlar değişebilir.

Hiç kimseyi “kafir” ya da “yok edilecek” biri olarak görmemeliyiz.

Her bir insan, doğruyu gördüğünde değişebilir ve bu değişim, bazen çok büyük bir dönüşüm yaratabilir.

Hz. Ömer (r.a.) bir zamanlar bu dine kılıç çekmişti.

Sonra o kılıç adaletin simgesi oldu.

Demek ki kalpler bir anda değişebilir.

Bugün uzak görünen biri, yarın en yakınımız olabilir.

O yüzden kimse için umut kapısını kapatmamak gerekir.

Bizim vazifemiz; anlatmak değil sadece, yaşamaktır.

Sert olmak değil, sabırlı olmaktır.

Yargılamak değil, örnek olmaktır.

Bir insanın kalbine dokunan bazen uzun nasihatler değil, sessiz bir ahlaktır.

Takdir Allah’ındır.

Biz ekeriz, O yeşertir.

Biz dua ederiz, O açar.

Biz elimizden geleni yapar, doğruyu güzel bir dille anlatır, sonra sonucu Allah’a bırakırız.

Belki bugün değil, belki yıllar sonra…

Ama bir kalbe dokunan güzel bir ahlak, mutlaka bir iz bırakır.

Çünkü hidayet Allah’tan, vesile olmak ise kuldan beklenir.

Ve bazen bir kalp, yıllar sonra, hiç beklemediğimiz bir anda…

İmanla uyanır.

Takdir Allah’ındır ve bizler, sadece O’nun rızasını kazanmak için bu yolda ilerlemeliyiz.

Selamun aleykum

𝓗𝓪𝓴𝓲𝓶𝓮 𝓖𝓾𝓵𝓼𝓾𝓶 𝓗𝓲𝓬𝓻𝓮𝓽

 

  • İlgili Yazılar

    Allah’ın tanıdığı bir kolaylıktır (ruhsat).

    Read more

    Kim, Allah için size sığınırsa onu koruyun!

    Read more

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Eski / Önceki yazılar

    Allah’ın tanıdığı bir kolaylıktır (ruhsat).

    • Mart 2, 2026
    • 0
    • 91 views

    Kim, Allah için size sığınırsa onu koruyun!

    • Mart 2, 2026
    • 0
    • 57 views

    “Hiçbir iyiliği küçümseme.”

    • Mart 2, 2026
    • 0
    • 49 views

    Bir Müslümanın diğer Müslüman üzerindeki hakkı altıdır.” (Müslim)

    • Mart 2, 2026
    • 0
    • 59 views

    Bu çok büyük bir müjdedir.

    • Mart 2, 2026
    • 0
    • 98 views

    Ramazan Ayımız Mübarek Olsun

    • Şubat 18, 2026
    • 0
    • 117 views

    Düşünmek, anlamak ve yaşamak

    • Şubat 16, 2026
    • 0
    • 111 views

    Hem şükreder, hem tefekkür eder.

    • Şubat 15, 2026
    • 0
    • 123 views

    “Nasıl olsa Allah affeder”diyerek

    • Şubat 9, 2026
    • 0
    • 139 views

    Niyet: Hayatın Sessiz Yönü

    • Şubat 9, 2026
    • 0
    • 146 views

    Korumalı: Ben ne yapıyorum?

    • Şubat 9, 2026
    • 0
    • 137 views

    Însan anlar ki herkesle yürünmez.

    • Şubat 7, 2026
    • 0
    • 156 views

    Allah’ın kuluna verdiği değeri anlatır.

    • Şubat 4, 2026
    • 0
    • 168 views

    Olgun akil sahipleri de öğüt alsınlar

    • Şubat 1, 2026
    • 0
    • 160 views

    Rahmetinin önünde rüzgârları  müjde olarak

    • Şubat 1, 2026
    • 0
    • 183 views

    Neden hep yanlış insanlarla karşılaşıyorum?

    • Ocak 31, 2026
    • 0
    • 369 views

    Temiz kalmak, sadece bir ahlâk tercihi değil

    • Ocak 31, 2026
    • 0
    • 156 views

    Her şey kolayca kirlenirken temiz kalmak,

    • Ocak 29, 2026
    • 0
    • 162 views

    Hac yolculuğuna çıkıyorsun

    • Ocak 28, 2026
    • 0
    • 154 views

    “Kalbin Kâbesi: İbadette Temizlik ve Samimiyet”

    • Ocak 28, 2026
    • 0
    • 145 views

    Verileni Fark Etmek

    • Ocak 27, 2026
    • 0
    • 177 views

    Allah Verdi Ama Biz Fark Ettik mi?

    • Ocak 27, 2026
    • 0
    • 162 views

    Her şeyi bilmek zorunda değilsin

    • Ocak 26, 2026
    • 0
    • 208 views

    Ne kadar kaldık burada?

    • Ocak 26, 2026
    • 0
    • 189 views

    Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 162 views

    Korumalı: Bugün elimden geleni yaptım.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 156 views

    Korumalı: Bu bir yolculuktur.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 142 views

    Korumalı: Bu duygu sonradan öğrenilir, yaşanır, içselleştirilir.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 124 views

    İnsan, ahlakıyla üstün olur.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 139 views

    Sen değersiz değilsin

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 139 views

    İlim nimettir ama imtihandır

    • Ocak 21, 2026
    • 0
    • 176 views

    Helâl ve temiz olarak yiyin

    • Ocak 20, 2026
    • 0
    • 154 views

    Une responsabilité confiée par Allah

    • Ocak 19, 2026
    • 0
    • 157 views

    Hepimize Bir Hatırlatma

    • Ocak 19, 2026
    • 0
    • 163 views

    Helali terk etmek takva değildir

    • Ocak 19, 2026
    • 0
    • 194 views

    Gerçek misafir huzur getirir, fırtına değil.

    • Ocak 18, 2026
    • 0
    • 195 views

    Allah İçin mi, Başkası İçin mi?

    • Ocak 17, 2026
    • 0
    • 202 views

    Bakın ne kadar ince bir denge var

    • Ocak 17, 2026
    • 0
    • 193 views

    Bugün başkalarını konuşan, yarın sizi konuşur.

    • Ocak 17, 2026
    • 0
    • 224 views

    “İslam’da Sabır, Kendini Tüketmek Değildir

    • Ocak 16, 2026
    • 0
    • 158 views

    Az derler, çok derler, geç derler, erken derler.

    • Ocak 16, 2026
    • 0
    • 199 views

    Helâl ve Temiz Rızığın Önemi

    • Ocak 16, 2026
    • 0
    • 161 views

    Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”

    • Ocak 15, 2026
    • 0
    • 178 views

    Helâl bir hayat, sadece mideyle değil

    • Ocak 14, 2026
    • 0
    • 195 views

    La ilahe illallahül melikül hakkul mübin

    • Ocak 11, 2026
    • 0
    • 237 views

    La valeur de l’être humain aux yeux d’Allah

    • Ocak 11, 2026
    • 0
    • 251 views

    Sabır, Sevgi ve Hidayet

    • Ocak 10, 2026
    • 0
    • 220 views

    “Bildik” demiyoruz, “öğreniyoruz” diyoruz

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 224 views

    Uyarsan da Uyarmasan da…

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 234 views

    Dua,edebiyat hiç değildir.

    • Ocak 7, 2026
    • 0
    • 219 views

    “Biz yabancı değiliz”.

    • Ocak 6, 2026
    • 0
    • 252 views

    “Allâhu ekber kebîrâ…”

    • Ocak 4, 2026
    • 0
    • 290 views

    Allahummağfirli verhamni vehdini ve afıni verzukni”

    • Ocak 3, 2026
    • 0
    • 238 views

    Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler

    • Ocak 2, 2026
    • 0
    • 269 views

    Güzel bir aile, kendiliğinden oluşmaz.

    • Aralık 31, 2025
    • 0
    • 280 views

    Siz Bana Çok İyi Geldiniz

    • Aralık 31, 2025
    • 0
    • 283 views

    Korumalı: Herkes fıtratına uygun insanlarla yol alır

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 201 views

    « Vous m’avez fait beaucoup de bien »

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 221 views

    Ayet bize iki farklı insan tipi gösteriyor.

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 272 views

    Şükür, elindekiyle doğru kalabilmektir. 🌷 🌼 🌸

    • Aralık 28, 2025
    • 0
    • 289 views

    Hizam Al-Ghamdi’nin hikayesi,

    • Aralık 27, 2025
    • 0
    • 283 views

    Dünya malı nedir ki?

    • Aralık 26, 2025
    • 0
    • 257 views

    Sorun bakmamak değil, alışmak.

    • Aralık 24, 2025
    • 0
    • 226 views

    Başkasını konuşmak daha kolay geliyor.« Il est plus facile de parler de quelqu’un d’autre. »

    • Aralık 24, 2025
    • 0
    • 267 views

    İman yaşandıkça güzelleşir(La foi s’embellit lorsqu’elle est vécue)

    • Aralık 23, 2025
    • 0
    • 284 views

    Güzel Sözün Gücü“Le pouvoir des belles paroles”

    • Aralık 23, 2025
    • 0
    • 280 views

    Kalp… Sessizdir ama en çok o konuşur.

    • Aralık 22, 2025
    • 0
    • 290 views

    Aleyküm enfüseküm…(Siz kendinize bakın…)

    • Aralık 14, 2025
    • 0
    • 308 views

    Mal ve Davranışta Sadaka

    • Aralık 14, 2025
    • 0
    • 294 views

    Bir Bahçede Üç Zaman

    • Aralık 13, 2025
    • 0
    • 221 views

    İyilik, bir karakter meselesidir

    • Aralık 12, 2025
    • 0
    • 260 views

    Sünnetin güzelliklerinden bazıları

    • Aralık 12, 2025
    • 0
    • 218 views

    Zikir sadece söz değildir

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 184 views

    Kalp… Sessizdir ama en çok o konuşur.

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 132 views

    Sözün Ağırlığı ve Kalbin Dili

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 307 views

    Allahumme cal fi kalbi nûran, ve cal fi sadri feracen ve surûran.

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 325 views

    Le Conseil Non Sollicité

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 222 views

    Bunu al, şunu da al, trend bu, onsuz olmaz…

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 214 views

    İnsan Vardır Huzur Verir…

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 243 views

    Allah’a tevekkül ederek yapılan gayret

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 347 views

    Her yaptığının bir bedeli vardır;

    • Aralık 9, 2025
    • 0
    • 227 views

    Ben nasıl bu kadar etkilenmişim?”

    • Aralık 9, 2025
    • 0
    • 171 views

    Hurafe karanlıktır, bâtıl karanlıktır.

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 275 views

    Utanmadıktan sonra dilediğini yap.

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 193 views

    Sünnet-i Seniyye,

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 200 views

    Mesela huzur dedik ya…

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 241 views

    Ne büyük müjde

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 220 views

    Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

    • Aralık 6, 2025
    • 0
    • 135 views

    Artık koşturmama gerek yok

    • Aralık 6, 2025
    • 0
    • 244 views

    👉 “Söylentilere değil, gerçeğe kulak vermek.

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 235 views

    Sen güzel düşündükçe, şükrettikçe, güzel baktıkça

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 236 views

    Écouter la vérité, non les rumeurs

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 181 views